"İlaç endüstrisinde eczacılar daha etkin rol almalı"

1) Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 
Ben Sena Onuk. İstinye Üniversitesi’ nde Eczacılık Fakültesi’ nde 3. Sınıf öğrencisiyim, aynı üniversitede Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ nde çift ana dal 3. Sınıf öğrencisiyim. Anadolu Üniversitesi’ nde de Açık Öğretim Fakültesi’ nde Sağlık Yönetimi 2. Sınıf öğrencisi olarak devam ediyorum. İstinye Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ nde fakülte öğrenci temsilcisi olarak görev almaktayım. İstanbul Eczacı Odası Gençlik Meclisi 2017-2019 delegesiydim ve 2019-2021 Gençlik Meclisi sekretaryasında delegeliğe devam ediyorum. WisdomEra Tıbbi Yapay Zekâ Şirketinde İlaç Karar Destek Sistemi Geliştirme Programı’ nda sorumlu öğrenci olarak çalışıyorum, pandemi sürecinde şirketin MedicalPark ve Liv Hospital hastanelerinde başlatılan Covid-19 Projesi’ nde Klinik Veri Yönetimi Görevlisi olarak çalışmaktayım ve sistem üzerine doktorlara klinik eğitimler düzenliyorum. Üniversitemizin Eczacılık Öğrenci Birliği kurucu başkanlığını yürütmekteyim. Sanal gerçeklik uygulamaları ile eczacılık sektöründe eğitim şirketi olan FarmaVR’ de öğrenci konseyinde yer alıyorum. İstinye Üniversitesi Sektörle İşbirliği Ofisi’ nde öğrenci koordinasyonundan sorumlu öğrenci olarak çalışıyorum. 

2) Son yıllarda eczacılık fakültesi sayısı çok fazla arttı. Bunun da akademik kadro, ekipman, laboratuar eksikliği gibi sebeplerden dolayı eczacılık eğitimini olumsuz etkilediği yönünde fikirler var. Sizin öğrenci olarak görüşünüz nedir? Fakülte ve kontenjan sayıları azaltılırsa eğitim kalitesi yükselir mi? 

Eczacılık eğitiminde bir sağlık hizmeti profesyoneli ve bilime katkı sağlayacak araştırmacılar olarak nitelikli yetişmesi gereken eczacılık öğrencilerinin yeterli ekipman, uygun laboratuvar ortamı ve öğrenciye zaman ayırabilen nitelikli akademisyen kadroya ihtiyacı bulunmaktadır. Bu anlamda fakülte sayısı ve eczacılık fakültesi kontenjanları, sektörün iş gücü ihtiyaçları göz öne alınarak belirlenmeli ve her üniversiteye uygun kontenjan hakkı da ciddi incelemeler sonucunda verilmelidir.Bunun yanı sıra, ülkemizde son 10 yılda ciddi artış göstermiş olan eczacılık kontenjanlarına, dünyada ilaç ve sağlık sanayi alanlarındaki büyüme de hesaba alınarak bakılmalıdır. Bugün ülkemizdeki eczane açma yönünden hesaplar ile kontenjanların oranlarına bakılarak yorum yapılırken ülkemizde ilaç geliştirme çalışmalarının yetersiz kalışı ve bu çalışmalardaki eczacıların yetersiz sayıda olması da eczacıların eğitiminin temelinde ilaç uzmanı olarak yetiştiği düşünülerek hesaba katılmalıdır.Yani bu kontenjan artışlarının bir yandan da eczacıların daha önce bulunmadıkları ama yönlenmeleri ve bulunmaları halinde ülkemizde önemli katkılar sağlanabileceği nedeniyle mantıklı taraflarının olduğunu düşünüyorum. Çünkü ülkenin kendi ilacını üretebilecek potansiyele sahip olması için maddi boyutların yanı sıra yetişmiş insan gücünün fazla olması ve bu alanda yönlenmesi gerekmektedir.  Diğer yandan, yurt dışında hastanelerde görev alan klinik eczacıların sağlık sistemine katkıları dolayısıyla ülkemizde hastanelerde bulunan eczacı sayısının artması için çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Tabi ki yeni bir süreç olarak şuan sıkıntı yaşansa da hastanelerdeki klinik eczacılık alanının da büyüyeceğini biliyoruz. Şimdiye kadar yoğunluklu olarak serbest eczanelerde gördüğümüz eczacıların aldıkları eğitimden maksimum düzeyde faydalanmamız gerektiğini ve planlamaların da buna uygun yapılması gerektiğini düşünüyorum.  

3) Türkiye’deki akademik eczacılık eğitimi müfredat ve nitelik açısından birçok Avrupa ülkesinin bile ötesinde bilimsel temellere dayanıyor, buna rağmen yeni ilaç geliştirmede çeşitli çabalarımız olsa da Amerika, İngiltere, İtalya, Fransa, Çin gibi ülkeler ile rekabet edecek durumda değiliz. Bunu neye bağlıyorsunuz? 

İlaç geliştirme uzun ve maliyeti yüksek bir süreç, hem donanımlı insan kaynağı hem süreci idare edebilecek sermaye gerektiriyor. Eczacılık eğitimi sonucu yetişen donanımlı kişilerin doğru yönlendirilmesi ve doğru istihdam edilmesi önemli bir nokta. Ayrıca ilaç geliştime için güçlü Ar-Ge gerekiyor, gelişmekte olan ülke olarak ülkemizde ilaç geliştirmeye yönelik Ar-Ge yatırımında daha büyük devlet teşviği sağlanması ve yatırımcıları bu tarafa yatırım yapmaya yönlendirmek gerekiyor. Devlet tarafından yerli ilaç firmaların da büyümesini desteklemeye yönelik stratejiler uygulanmalı, güçlenen yerli firmaların Ar-Ge çalışmalarına ayıracakları imkanları da artacaktır. Üniversitelerdeki akademisyenlerimizin çalışmaları da çok değerli ancak üniversitelerin hepsi ile sanayi iş birliğinin yoğun olarak sağlanması gerekiyor ve sektörel ihtiyaçlara dair projelere yönelik araştırma çalışmalarına öncelik sağlanmalı. Öğretim görevlisi bulunan akademisyenlerin üniversite içi iş yükü dengesi bilimsel araştırmalarını yürütmeleri için ayırabilecekleri zamanın arttırılması sağlanarak planlanmalı. İyi eğitim alan bilgili eczacıların yetişmesinin yanı sıra teknolojiye bağlı endüstri kültürüne yönelik olarak bu bilgilerini ve donanımı kullanabilmelerini sağlamak gerekiyor. Pandemi döneminde yaşadığımız süreçte sağlık ve ilaç sektörünün ülkeler için çok önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Ülkemizde Ar-Ge’ye ayrılan bütçede ilaç geliştirme alanındaki Ar-Ge çalışmalarına yönelik bütçe payının arttırılmasına yönelik planlamaya öncelik verilmelidir. Üniversitelerdeki Ar-Ge çıktıları ile sanayideki ihtiyaçları eşleştirmek üzere mekanizmalar oluşturulmalıdır, kamu-üniversite-özel sektör arasındaki iş birliği teşvik çalışmaları daha kapsayıcı planlanmalı, şirketlerin birçok üniversiteden uzman aldığı üniversite birlikteliliği sağlanmalı ve temel araştırma ile uygulamalı araştırma arasında tamamlayıcılık sağlanmalıdır. Silikon Vadisi gibi bir yapılanmayla araştırmacı-üretici-finansör etkileşimi oluşturan ve ilaç geliştirmeyi teşvik eden bir mekanizma oluşturulmalıdır. Üniversite öğrencilerinin daha fazla araştırma projelerinde yer alması özendirilmelidir. Üniversite hocaları ve asistanlarının araştırma ve makale sayılarının arttırılmasına yönelik düzenlemeler düşünülmelidir. 

4) Yardımcı eczacılık uygulaması eczacı kamuoyunu ikiye böldü. Bir taraf mezuniyet sonrası bu uygulamanın eczacının bilgi, donanım ve tecrübesini artırarak eczacıya güven algısını pekiştireceği, eczanelerde eczacı görünürlüğünü artıracağı görüşünde, diğer taraf ise 5 yıl olan eğitim süresine ve rutin stajlara ek olarak 1 yıl yardımcı eczacılık zorunluluğunun yeni mezun eczacılara bürokratik bir zorluk yarattığını düşünüyor. Sizin fikriniz nedir? 

Şuan eczanesi olan eczacılarımız mezun olduklarında yardımcı eczacılık gibi bir uygulama yapmadan üstelik belki 5 yıl değil 4 yıl eczacılık eğitimi mezunu olarak serbest eczanelerini açıp yürütebilmişler ve şuan sağlık danışmanlık hizmeti vermekteler. Günümüzde 5 yıl olan eczacılık eğitiminde zorunlu olarak1 yıla yakın süre staj uygulanıyor. İşin diğer yanından eczacılar yanlarında yardımcı eczacı çalıştırmak zorunda değilken ve yardımcı eczacıya bir ücret ödemesi de beklenirken yardımcı eczacı kabul etmeye yanaşmayabiliyor ancak her yıl mezun olan öğrencilerin nerdeyse hepsi yardımcı eczacılık yapmak zorundalar ve hem eczacılar hem yeni mezunlar için iki taraflı zorluk yaşanıyor. Yardımcı eczacının sonuç olarak eczaneye katkı sağladığı için ücret hakkı olmalı ama bu durumda eczanelere yardımcı eczacı alımını zorunlu tutmak da mantıklı değil. Eczanelere zorunlu olmayıp, öğrencilere yardımcı eczacılığın zorunlu olması da dengesizlik yaratmakta. Kariyerinde serbest eczane istemeyen öğrenci bile yeni mezunken bu uygulamayı yapıp kendini geleceğe yönelik daha garantili hissetmek istiyor. Yani bu yardımcı eczacılık öğrencileri serbest eczane isteklerinden vazgeçirmediği gibi diğer çalışma alanlarını düşünen öğrenciler için de kendisi ve çevresi açısından geleceğe yönelik uygulamayı yapma zorunluluğu yaratıyor ve yapacağı diğer çalışmalarından zaman alıyor. Hali hazırda 3.500 kişiye bir eczane olacak şekilde çeşitli düzenlemelerle açılabilecek eczane sayısı da sınırlı durumda yani eczane açmak da kolay değil. Ancak eczacıların ikinci eczacı olarak bulunmalarının da sağlık hizmetinde değerli olduğunu düşünüyorum. Şuan belli bir ciro üzerinde yapan eczanelere ikinci eczacı zorunlu bulunuyor ancak 65 yaş üstündeki eczacıların yanında ikinci eczacı bulundurma uygulamasının da olması gerektiğini düşünüyorum. Yaşadığımız pandemi sürecinde de gördüğümüz üzere 65 yaş üstü mühendisler veya diğer meslek grupları çalışmaya devam etmediği halde 65 yaş üstü eczacılar devam etmek durumundaydı. 65 yaş sonrası zorunlu olarak ikinci eczacı alımı yapılıyor olsaydı süreç daha farklı ilerleyebilirdi. Eczacı teknikerlerimiz çok değerli katkılar sunsa da eczacının sorumluluğunu alması doğru bulunmamalıdır. Her insanın yaşına bağlı dinçliği ve aktifliği farklı ve değerli olabilir ancak 90 yaşında eczacının günlük hayatta bazı işlerinin yapımında refakatçı gibi önlemler alınabilirken eczanede bilgisini sunmaya devam etmesi sektör sistemi olarak yanında ikinci bir eczacının da bulunuyor olması şeklinde desteklenmelidir. Yardımcı eczacılığın bir diğer amacı kaliteyi ve eczacı değerini yükseltmek. Bu anlamda 65 yaş altındaki serbest eczacıların da bilgilerinin, 5 yılda veya 10 yılda bir uygun içerikli bir sınav uygulaması yapılarak belirli bir sınav hakkı sayısı içerisinde belirlenen skalanın altında kalan eczacıların kendi eczanelerine ikinci eczacı almaları şeklinde bir uygulama yapılması gerektiğini, bu şekilde bilgi ve hizmet kalitesi oranının da artacağını düşünüyorum. Eczacılık eğitimindeki stajları öğrenciler ileride yer almak isteyecekleri çalışma alanlarına göre seçip yapabiliyor.Serbest eczane isteyen bir öğrencinin zorunlu veya gönüllü stajını bu yönde yapmak isteyeceği biliniyor ancak serbest eczane düşünmezken sonradan isteyen veya şartlarının gerektirdiği mezunlar olabiliyor. Bu serbest eczane açmak isteyen mezun eczacıların eczacı odalarından bilgi ve tecrübe desteği alabilmesi ve hatta Türk Eczacılar Birliği tarafından katılabilecekleri bir sertifikalı eğitim programı uygulaması yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca üniversitelerin hepsinde Eczacılık İşletmeciliği gibi derslerin uygun ve ortak içerikte olması ve mutlaka bulunması gerekiyor. Yardımcı eczacılığın eczacının bilgi, donanım ve tecrübesini artırarak eczacıya güven algısını pekiştireceği ve eczanelerde eczacı görünürlüğünü artıracağı gerekçeleriyle konulmasının bahsettiğim 65 yaş üstündeki eczacıların yanında ikinci eczacı bulunması, eczacıların ehliyet yenileme mantığında aralıklı sınavla güncellenmelerine zorunlu yönlendirme yaparak gerekirse yanında ikinci eczacı bulunmasının istenmesi eczacıların eczanelerde verim ve görünürlüklerini arttıracaktır. Üniversitelerde eczacılık işletmeciliği eğitimlerinin güncele uygun tutulması ve içerik ortaklığı sağlanması, Türk Eczacılar Birliğinden eczane açmak isteyenlere yönelik eğitim programları ve tüm eczacı odalarından alınabilen sistematik danışmanlık hizmetleri zaten zorunlu staj yapmakta olan isterse gönüllü staj da yapabilecek olan öğrencilerin bilgi ve tecrübelerine gerekli katkıları sağlayacaktır. Yardımcı eczacılık uygulamasının bahsettiğim gibi hem eczacılar hem öğrenciler için zorluk yaşattığından devam etmesi mantıklı değil diye düşünüyorum. 

5) Eczacılık öğrencilerinden özellikle hastane ve ilaç fabrikası stajlarını bulmakta zorluk çektikleri ile ilgili şikayetler geliyor. İlaç fabrikalarında eczacı stajyerlerinin artırılması yönünde talepler var.Siz bu talebe ne diyorsunuz? 

Taze bilgi, taze enerji ve girişimci bir ruhla gelmekte olan, teknolojiye ve yabancı dillere hakim büyüyen ve fikir dolu öğrencilerin ilaç endüstrisinde ve hastanelerde bulunarak gözlem yapmalarının ve hatta projelere katılmalarının sektöre olumlu katkı ve yeni fikirler katacağını görebiliriz. Bu alanlarda eczacı sayısının az bulunduğunu biliyoruz ve eczacıların yönlenmesi durumunda önemli gelişmeler sağlanabileceği de bilinmektedir. Eğitimde ilacın tasarımından etkisine ve sunuma her yönüyle ilaç uzmanı olarak yetişen eczacıların ilaç endüstrisinde yoğun bir şekilde bulunmaları gerekiyor. Bunun için de öğrencilerin yönlendirilmeleri ve deneyim kazanmalarına imkan sağlamak gerekiyor. Stajlar öğrencilerin hayatlarında ve gelecek çalışma alanlarına yönelik kararlarında önemli katkılar barındırıyor. Eczacı sayısının ilaç endüstrisinde ve hastanelerde artması için öğrencilere sunulan staj imkanının da artması gerekiyor. İlaç endüstrisinin eczacılık öğrencileriyle daha yakın temas halinde bulunması gerektiğini ve öğrencileri sektörün ihtiyaç duyduğu niteliklere uygun yetişmesi için de yönlendirerek sektöre uzun vadede nitelikli insan kaynağının oluşumunun sağlaması gerektiğini düşünüyorum. 

6)İlaç fabrikalarında eczacılık öğrencisi stajyerlerin ve mezun eczacıların yoğunluğunun artması ülkemizde ilaç üretimi ve yeni ilaç geliştirilmesi çalışmalarını ne yönde etkiler? 

Eğitimi boyunca ilaç ve etkileri üzerine odaklanan bir müfredata sahip olan eczacılar ilaç endüstrisinde çok az sayıda bulunmaktadır. Endüstrinin insan kaynağı olarak eczacıların bilgi ve donanımını daha iyi değerlendirmesi gerektiğini, daha çok eczacı istihdam etmesi ve eczacıları yönlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde ilaç geliştirme çalışmalarının yetersiz kalışında bu çalışmalarda bulunan eczacıların yetersiz sayıda olmasının da etkili olduğunu düşünüyorum. Bir ülkenin kendi ilacını ve kendi aşısını üretebilecek potansiyele sahip olması için maddi boyutların yanı sıra yetişmiş insan gücünün fazla olması ve bu amaçta çalışıyor olması gerekmektedir. Eczacılık öğrencilerinin kendi bilgilerini değerlendirmeleri anlamında eğitimleri sırasında bilinçlendirilmeleri ve çalışma alanlarının çeşitliliği yönünde yönlendirilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Sektörde eğitilmeye başlayan genç eczacıların ve eczacılık öğrencisi stajyerlerin sahip oldukları taze bilgilerle, dinamik enerjiyle, girişimci ruhla, teknolojiye ve yabancı dillere hakim büyümelerinin etkisiyle heyecan ve fikir dolu bulunmalarının ilaç endüstrisinde çalışmalara hız kazandırabileceğini, yeni fikir ve bakış açıları katabileceğini, bu genç eczacıların global kültüre uyum sağlayabileceği ve gelişmelere hızlı ayak uydurabileceğini ayrıca sektöre önemli katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. Eczacıların eğitiminin temelinde ilaç uzmanı olarak yetiştiği göz öne alınarak ilaç geliştirme çalışmalarına yönlenmelerinin sağlanmasının ülkemiz için ilaç üretim ve Ar-Ge çalışmalarını olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.Endüstriye ilgili olan yetenekli gençlerimizin yurt dışına gittiğini de görüyoruz ancak geri döndürülebilir olduklarında edindikleri deneyim ve donanımları ülkemizde değerlendirmelerinin etkilerine bakarak bu gidişlerin de olumsuz sayılmadığını söyleyebiliriz. Hatta Global ilaç firmalarında çalışan Türk öğrencilerimizin ülkemize kazancımız olduğunu, gençlerin dünya şirketlerinde çalışmalarının teşvik edilmesinin ve sektörde daha büyük firmalarda daha büyük görevler alıp yükselmelerinin bizim için orta ve uzun vadede daha büyük kazançlar sağlayacağını, yerli firmalarımızın da bu donanımdan faydalanacağını ve gelişeceğini düşünüyorum. Edindikleri global donanım ve tecrübe sonrasında ülkeye döndüklerinde kendileri iş kursalar ya da yerli başka firmalara girseler de ülkemizde ilaç sektörümüze olumlu ve gelişmeye yönelik etkiler sağlayacaklardır. 

Etiketler
İlaç endüstrisinde eczacılar daha etkin rol almalı