medikritik.com
Haberler

‘Toplum için sağlıkta kamulaştırma istiyoruz’

‘İzne bile çıkamadığımız, hasta olmaktan korktuğumuz döner sermaye sistemi kaldırılmalı. Hekime ve sağlıkçıya onurlu yaşayabileceği maaş verilmeli. Sağlıkta devlet hastanelerinin ne kadar önemli olduğu şu günlerde daha da ortaya çıktı. Sağlıkçılar olarak, sağlıkta kamulaşma istiyoruz.’

Başlığa taşıdığımız görüşler kamuda çalışan bir hekime ait. Döner sermaye ve performans sisteminin hasta ve hekim açısından yarattığı sorunları yazan hekim, sağlıkçıların kamulaşma talep ettiğini belirtiyor. Sağlıkta şiddetin de performans sisteminin kaldırılmasıyla kendiliğinden çözüleceğini vurguluyor. Hekim okurumuzun mektubunu sizlerle paylaşıyoruz:

Biz hekimler, bize ödeme yapılsın ya da yapılmasın hizmete devam ederiz. Döner sermaye sistemini çok az sayıda insanın bildiğini düşünüyorum. Müsaadenizle anlatayım. Devlette çalışan bir hekimin maaşı brüt 7 bin lira gözükse de eline geçen 3 bin 800 lira (Bakanlık bütçesinden ödenen). Hekimler yaptıkları işlemlere karşılık gelen bir puan kazanırlar. Bu puanlar aylık olarak hesaplanır. O ayki hastane gelirinden yüzde 7 gibi yasal kesintiler yapıldıktan sonra kalan paradan hastane ek ödeme komisyonunun belirlediği miktara (en çok yüzde 50 olabilir) kadar para hekimlerin yaptığı işlemlerden kazandıkları puan esas alınarak paylaştırılır. Bu ödemenin tavan limiti vardır. Yaklaşık 9 bin TL’yi bulur (Her hekim bu miktarı alabilmek için çalışır). Hastane, bu yapılacak ödemenin 2 bin liralık kısmını o ayın döner sermaye geliri hesaplanmadan, puanlar kazanılmadan peşin olarak maaşla beraber yatırır. (Bu peşin ödenen döner sermaye kısmına “sabit” denir). Bu sistemin pratikte oluşturduğu durum şudur:

HEKİMİ VE HASTAYI SARMALAYAN SORUNLAR

Problemler hekimleri ve sağlıkçıyı ve tabii ki hastayı ağ şeklinde sarmalayacaktır. Sadece hekimler değil, yardımcı sağlık personeli de maaşlarına göre daha düşük oranlar da döner sermayeden pay alıyorlar. Onların da “sabit”i var. Hekimler, hedeflemiş oldukları ek ödeme olarak (döner sermayeden ödenen kısma ek ödeme deniyor) tavan miktarı alabilmeleri için hem hastanenin gelirinin iyi olması gerekiyor hem de hekimin işlemlerden elde ettiği puanın yüksek olması gerekiyor. Bir hekim önce hastane giderleri ve sabitler için çalışıyor.

Bu sabit ödeme o ay çalışmayan personele de ödenir. O yüzden hastane gelirine hiç katkısı olmayan, o ay bir şekilde (ücretsiz izin, rapor, analık izni, süt izni gibi) hastanede bulunamayan personelin bu yükü de hekimlerdedir. Hekimlerin yaptığı işlemler için SGK kendisinin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyat listesine göre ödeme yapar ve hastane geliri bu şekilde oluşur. Bu SUT fiyat listesindeki miktarlar o kadar düşüktür ki (2008’den beri değişmemişti, bu yıl artırma yaptılar) hekimler çok fazla çalışma yapmalıdır; gelir iyi olsun ve yapılan işleme karşılık gelen puanlar da yüksek olsun. Bu puanları yüksek tutmak için her hekim sabahtan akşama kadar hasta bakmak zorundadır. Eğer ki izne çıkmak isterse yahut hastalanır işine gelemezse yahut istenmeyen bir salgın hali olup da hasta bakılmasına ara verilirse puan da yapılamayacağı için kendisine yapılacak ek ödeme de azalmaya başlar. Bu süre 10 günü geçerse zaten daha önceki gelirler, gider artı “sabit”i ancak karşılayabildiğinden o ay ek ödeme alamaz. Olayların yardımcı sağlık personeli açısından durumu şudur: “Sabit”in üstüne ek ödeme verilebilen bir hastane olduğunu duymadım. Şu anda en düşük memur maaşını hastanın her türlü bakımını ve kişisel temizliğini yapan yardımcı sağlık personeli alıyor (“sabit”le birlikte yaklaşık 4 bin lira olması lazım).

BU SİSTEM HEKİME GÜVENİ AZALTIYOR

Döner sermaye sisteminin oluşturduğu problemleri aklıma geldiğince anlatayım:

Her hekim ve yardımcı sağlık personeli haddinden fazla hasta bakmak ve çalışmak zorunda. Bu ruhsal ve fiziksel olarak çok yıpratıcı bir süreç. Hiçbir hekim yanlış işlem yapmaz ancak bu sistem hekimi işlem yapmaya teşvik ediyor. (Sanırım bu sistem hastane önündeki kuyruklara yönelik çıkarıldı ve yıllardır bunun üzerinden popülist söylemler yapılıyor.) Halbuki bu şekilde çalışmaya itelenen bir sağlık sektöründe ister istemez kalite düşecek, tedavilerin şekli de sorgulanır hale gelecek, güven azalacaktır. Ameliyata girdikçe maaşı artan bir hekimin bir hastayı ameliyata almayı istemesi tabii ki onun bunu maaşını artırmak için yaptığını göstermez ama hastada güvensizlik yaratacaktır. Hastaya ayrılacak vakit düşük. Hekimin hastayla işini bir an önce bitirip diğer hastaya geçmek istedikçe hakim hasta ilişkisi istenmeyen bir hal alıyor. İşlemsel puanı fazla olan işlemleri olan hastalar ister istemez öne çekiliyor. Diğerleri değişik boyutlarda ihmal ediliyor. İzne çıkamayan, hasta olunca bile çalışmak zorunda kalan, diğer arkadaşlarının maaşlarının bir kısmını da ödemek zorunda olduğunu bilen hekim, soysal olarak da hekim gibi yaşamak, kendine ait bir evde oturmak, çocuğuna iyi eğitim aldırmak, ayda bir kez olsun arkadaşlarıyla ya da ailesiyle dışarı çıkmak isteyen hekim gergin, mutsuz, yorgun, tükenmiş halde çalışıyor.

Kısacası 2010’dan beri sağlıkçılar köleleştirilmiştir. Sağlıkçıların bu hale gelip sistemin devamının sağlanması için birlik olmamaları sendikaların da işlevsiz olması gerekli. Sendikalar durumu bu hale getirenlerle aynı kaba kaşık sallıyorlar. Memur sendikalarında çok fazla rant var. İktidara yakın sendikayı şu şekilde şişirdiler: Bu sendikaya üye olmayan bir tane idareci bulamazsın. Ya da cümleyi tam tersi okuyun.

SAĞLIKTA ŞİDDETE ÇÖZÜM

İzne bile çıkamadığımız, hasta olmaktan korktuğumuz döner sermaye sistemi kaldırılmalı. Hekime ve sağlıkçıya onurlu yaşayabileceği maaş verilmeli. Sağlıkta devlet hastanelerinin ne kadar önemli olduğu şu günlerde daha da ortaya çıktı. Özel hastanelerin sayısı azaltılmalı. Sağlıkta popülist yaklaşımdan kaçınmalı. Tayin ve atamalarda kriterler getirilmeli; liyakat ve hak edişe göre adalet ve hakkaniyet sağlanmalı. Sağlıkçılar olarak, sağlıkta devletleşme istiyoruz. İnsanımızın, hastanın gelir kapısı olarak görülmediği, doğru ve gerçek tedavinin amaçlandığı bir sisteme layık olduğunu düşünüyor, öyle bir sistemde layığıyla hizmet etmek istiyoruz. Aynı zamanda insanımız kendine bakan sağlıkçının tedavi seçimi yaparken bir yandan ev kredisini, çocuğunun okul taksidini düşünmek zorunda kalmadığı bir sistemde hizmet almayı hak ediyor. Bu sistemde sağlıkta şiddeti engelleyemezsiniz.

Hastayı liberal sistemden kaynaklanan parayı verip baktırıyorum kendime düşüncesi doktoru para için çalışan konumuna düşürdüğü müddetçe çırağını döven usta gibi devamlı kulağımızdan çeken, azarlayan birisi olacaktır. Döner sermaye sistemini kaldırıp, sağlıkta özelleşmeden vazgeçilince sağlıkta şiddet kendiliğinden bitecektir.

İŞ BARIŞI

Bu sistemde Bakanlık uzman hekimlere daha çok ödeme yapmak istiyor; son derece haklıdırlar. Bu amaçla uzman hekimlerin ay sonu elde ettikleri puan için branştan branşa değişse de ortalama 2.5 çarpanıyla çarpılıyor ve alacakları ödeme artırılmış oluyor. Buradaki problem, bu artışın ortak bölüşülecek olan pastadan yapılması yani diğer paydaşların hakkından dolaylı olarak kesilmiş oluyor. Bu hem paylaşımda haksızlığa sebep olurken, bir yandan da iş barışını zedeliyor. Devlet hastanelerinde personel arasında Sağlık Bakanlığının adı uzman bakanlığıdır. Uzman hekimlerin payı artarken hekimler ek ödeme almak için daha çok çalışmak zorunda kalırken, yardımcı sağlık personeli, hemşire, sağlık memuru vs hiç ek ödeme alamıyor. Halbuki ek ödemeyi merkezi bütçeden yapsalar bu sorun da kendiliğinden ortadan kalkmış olur. Diğer bir husus geliri düşük devlet hastanelerinde küçük ilçelerde görevli personel, hekim, uzman hekimler hastane bütçesi el vermediği için ek ödeme alamıyorlar. Merkezi bütçeye alınma ve belirli puana belirli ödeme de bu problemi kaldırır.

SOSYAL HAKLAR

Üçüncü olarak da döner sermaye geliri ek ödeme olarak dağıtıldığı için diğer kurumların yaptığı gibi bu gelirden sosyal imkanları iyileştirmeye hiç pay ayrılamıyor. Çünkü buna pay ayrılırsa bu sefer ek ödeme miktarı azalıyor. Dolayısıyla sağlık çalışanına ne bir ulaşım için servis, ne kreş, çalışma ortamında oturup kahve içeceği ortam, ne bir lojman ve bunlar gibi çalışma hayatını kolaylaştırıcı imkanlar sağlanmıyor.

Merkezileşmiş ek ödeme bu problemi de ortadan kaldırıyor. Sonuç olarak ek ödeme sağlık çalışanının sırtında çok büyük bir yüktür. Şu anda sağlıktaki çoğu problemlerin de kaynağıdır. Yukarıda belirttiğim gibi yeni bir yönetmelik yapılması sağlık sisteminin daha verimli hale gelmesi için elzem hale gelmiştir.

Bu salgın göstermiştir ki öncelik sağlıktadır sağlığımızın kıymetini bilelim.

İlgili Haberler

Yorum Yap