YesToScience ile “her yerde ve her yaşta bilim”

YesToScience ekibi tarafından oluşturulan “Askıda Bilim” temalı sosyal sorumluluk projesi sayesinde 2018 yılından günümüze kadar yüzlerce çocuk; öğrenmenin hazzıyla tanıştı, ulaşılabilir bilimsel ortamlar sayesinde dünyayı ve evreni kucakladı. Hastanelerde tedavi gören çocuklardan yoksul mahallelerde yaşayan çocuklara kadar pek çok kişiye ulaşan, okullarda yapılan yüz yüze deneylerden online eğitim platformlarındaki anlatılara kadar pek çok alanda faaliyet sürdüren bilim sevdalılarını yakından tanımak istedik. Medikritik.com olarak, YesToScience’ın kurucularından Emre Akgün ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli okumalar dileriz!

Emre Bey, öncelikle sizi ve ekibinizi biraz tanıyalım. Yes to Science ne zaman kuruldu? “Askıda Bilim” nasıl doğdu? Ekibiniz kaç kişiden oluşuyor? Ne gibi alanlarda faaliyette bulunuyorsunuz?

YesToScience ekibi olarak, bir araya geldiğimiz asıl nokta Bilim Merkezleri Vakfı bünyesinde açılmış olan Türkiye’nin ilk Bilim Merkezi’nde çalışmamız ile başladı. 2004 – 2012 yılları arasında Bilim Merkezi bünyesinde bilim atölyeleri, bilim gösterileri oluşturmak ve uygulamak üzerine çalışmalar gerçekleştirdik. 2012 yılında ise Bilim Merkezi’nin kapanma sürecine girmesi nedeniyle orada çalışan bazı arkadaşlarımız ile YesToScience adıyla devam etmeye karar verdik. Ekibimiz asıl kadro olarak 4 kişiden oluşmakla birlikte, belli dönemlerde sayımız gönüllü ve çalışanlarla artış göstermekte.

Aslında ‘Bilim İletişimi’ kavramı Türkiye’de çok fazla bilinen bir başlık değildi. 2004 yılında başladığımız Bilim İletişimi çalışmalarımızı yıllar boyunca geliştirerek devam ettik. Temelinde faaliyetlerimiz tek bir noktaya dayanıyor. Bilim eğlencelidir! Bunu gösterebilmek adına geliştirdiğimiz birçok bilim atölyeleri ve bilim gösterilerimiz bulunuyor.

sağlık çalışanları

Askıda Bilim ise 2018 yılında faaliyete geçirdiğimiz bir proje. 2004 yılından beri birçok kurum ve kuruluşta bilim atölyeleri ve gösterileri düzenledik. Fakat yıllardır hayalini kurduğumuz şey, belli ücretler ile bu tarz gösterilere ve atölyelere ulaşamayan dezavantajlı bölgelerde bilimin eğlenceli olduğunu gösterebilmekti.

Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi’nden yola çıkarak öncelikli olarak çocukların eğitim hakkına ve kendi özelimizde de bilim gösterilerine ve atölyelerine erişmesinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle Askıda Bilim tam olarak insani krizlerin ortasında kalmış, okula gidemeyen, çalışmak durumunda kalan ya da eğitime erişimi olsa bile dezavantajlı bir toplumda yaşayan çocuklara ulaşmak ve onlara bilimin eğlenceli olduğunu gösterebilmek üzerine gelişiyor.

Yes To Science ile yetenek yarışmasına da katıldığınızı hatırlıyorum. Sizce halkımızın bu alana ilgisi ne düzeyde? Görsel olarak sahnede sergilenen bilimsel deneyler bu alana ilgiyi pekiştiriyor mu?

YesToScience olarak logomuzda da yer alan ve asıl çıkış noktamızı belirten sözümüz “Her Yerde Bilim! Her Yaşta Bilim!” Yetenek yarışmasına başvuru sürecimiz de tamamen bununla alakalıydı. İnsanın olduğu her yerde bilimin de görünür olabileceği üzerine verilmiş bir karardı. Tabii ki, bu tarz bir yarışmada daha önce yer almayan ve ilk olma niteliği taşıyan bir konsept olduğu için ilk başta sahnede yer verme konusunda tereddütler yaşanmıştı. Biz uzun yıllardır her türlü sahnede gösteriyi izleyen insanların tepkilerine yakından şahit olduğumuz için herhangi bir tereddüt yaşamadık. Fakat bizim için bu yarışma, ilk kez bilim gösterisini daha geniş kitlelere sunmak için bir fırsat sağladı. Sahneye çıktıktan sonra ise çok güzel tepkiler aldık.

Yaptığımız şey aslında görsel sanatların içine bilimi dahil edebilmek. Sihir gibi görünen ama hepsinin bilimsel bir altyapısının olduğunu gösterebildiğimiz bir şov. Görselliğin yüksek olduğu bir sahnede de izleyenlerin bilimin büyüsüne kapıldığı bir ortam oluşuyor. Bu zamana kadar yaptığımız tüm etkinliklerde hep olumlu geri bildirimler almamız da, bu ilginin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

Okullarda belli bir zamana sığdırılması gereken müfredatlar ile uygulamalı eğitime zaman bulamayan çocuklar, sizin eğitimlerinizle bu alanda uygulama becerilerini geliştiriyorlar. Bu gibi çalışmalar milli eğitim programımıza nasıl uyarlanabilir? Fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi alanların sadece yazılı değil görsel ve uygulamalı materyallerle desteklenmesi için önerileriniz nelerdir?

Bilim Merkezleri konseptinin Türkiye’deki ilk uygulaması olan Bilim Merkezleri Vakfı bünyesinde çalışırken bilimin görselleştirilmiş halinin çocuklarda ne kadar ilgi yarattığını görüyorduk. YesToScience olarak yoğun bir şekilde anaokullarından başlayarak liselere kadar etkinlikler düzenliyoruz. Gittiğimiz her okul türünde yaş fark etmeksizin atölye ve gösterilerdeki uygulamalara çocukların ilgisi çok büyük oluyor.  Fizik, kimya, biyoloji veya matematik hatta sosyal bilimler alanında bile sadece teorik kalan bir eğitimin tamamen olumlu bir sonuç doğurması pek mümkün gözükmüyor.

Eğitim sürecinde çocukların öncelikle o alana karşı ilgilerini arttırmak gerektiğini düşünüyoruz. İlgileri arttığı zaman, o alanda ne kadar istekli olduğunu görebiliyoruz. Bununda başarı için öncelikli kıstas olduğunu düşünüyoruz. Eğitim sürecine katkımız da bu noktada başlıyor. Bilimin eğlenceli olduğunu, deney yapmak için bir laboratuvara ihtiyaçları olmadığını canlı bir şekilde gösterebiliyoruz.

Yakın zamanda İstanbul Tıp Fakültesi’nde tedavi gören onkoloji hastası çocuklar ile bir etkinliğiniz oldu. Sağlıklı yaşam için merak duygusu, öğrenmenin mutluluğu muhakkak ki olumlu katkı sağlıyor. Ayrıca bu etkinlikler tedavi gören çocuklarımızın vücutlarında olan biteni anlamalarına da yardımcı olabilir. Çocuklarımızın geri dönüşleri nasıldı? Siz bu etkinlik sırasında neler hissettiniz?

Askıda Bilim Projesi’nin çok değerli bir etkinliğiydi. Hastanelerde tedavi gören çocukların yaşamış oldukları bu zor süreçte, onları bilimin eğlenceli dünyasına dahil ederek kısa da olsa yaşamış oldukları zorluklardan çıkartmayı hedefledik. Çocukların deneyleri gerçekleştirirken yaşamış oldukları mutluluk bize bunu fazlasıyla kanıtladı. Hastanelerde tedavi gören çocukların hayatın birçok alanında yaşamış oldukları zorlukları bu tür etkinliklerle bir nebze değiştirebilmek, dönüştürebilmek; bizim yıllarca hayalini kurduğumuz şeyin kendisiydi. Bu etkinliğe dahil olmamızı sağlayan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün “Öğretmenim Elimi Tut Projesi” oldu. Çocukların heyecanı ile biz de heyecanlandık. Etkinlik sonunda bir çocuğumuzun tüm heyecanıyla bize “Büyüyünce bilim insanı olacağım.” demesi bizim için günün en önemli ve duygusal geri bildirimiydi. Bundan sonraki süreçte de bu projemizi uygulamaya devam edeceğiz. Çocukların dünyasına katabileceğimiz en küçük fayda bile bizim için yeterli bir motivasyon olmaktadır.

sağlık çalışanları

Pandemi öncesinde yüz yüze gerçekleştirdiğiniz eğitimleri bir süredir online şekilde sürdürüyorsunuz. Hatta evlerde, özellikle mutfaklarda birer atölye kurmuş durumdasınız. Çocukların kendi doğal ortamlarında bilim uygulamasını sağlayan bu fikrinizi çok sevdik doğrusu. Nasıl gidiyor evlerdeki çalışmalarınız?

Pandemi süreci toplumun her kesimi için zorlayıcı bir süreç oldu. Biz de bu sürecin başlangıcında kendi uzmanlık alanımızla insanların hayatlarına nasıl dokunabiliriz diye düşünürken, Online Bilim Atölyesi fikri ortaya çıktı. Atölyelerimiz arasında en çok ilgi toplayan “Mutfakta Bilim Atölyesi” bunun için en doğru seçimdi. Mutfakta Bilim Atölyesi’ni oluştururken deney yapmak için laboratuvara ihtiyaç olmadığı fikrinden yola çıkmıştık. Evimizin mutfağı ise deney yapabilmek için mükemmel bir laboratuvardı. Instagram adresimiz üzerinden onlarca atölye düzenledik. Firmalar ile kendi çalışanlarının çocukları için çalışmalar gerçekleştirdik. Yakın zamanda ev ortamında bulunamayan malzemelerin yer aldığı deney kitlerini oluşturarak evlerde bilimin eğlenceli dünyasını arttırmayı hedefliyoruz.

Özellikle hastaneye muayene ve tedavi için getirilen çocuklarda “beyaz önlük fobisi” olarak nitelediğimiz ve maalesef aileler tarafından da pekiştirilen durumla sıkça karşılaşıyoruz. İğneyle, doktora getirmekle tehdit edilen veya zorla sağlıklı gıdalar ile beslenmeye çalışılan çocukların hastalıklara, bedenlerine, nihayetinde bilime yabancılaştıklarını görüyoruz. Çocuklarımızın bilerek, merak ederek ve öğrenerek yetişmesi için ilk öğretici olan ailelere öneriniz nedir?

Ailelerin kökeninde iyi niyetli olduklarının farkındayız. Fakat her iyi niyetli davranışın iyi sonuçlar doğurmadığını da biliyoruz. Beyaz önlük fobisinin de bunun en önemli örneklerinden olduğunu düşünüyoruz. Biz de etkinliklerimizde çocuklar için hazırlanmış önlükler kullanıyoruz. Onların bir bilim insanı gibi önlük giymesini ve deneyler yapmasını önemsiyoruz. Ama kökeninde şu mesajı da iletiyoruz: “Deney yapmak için önlüğe ve laboratuvara ihtiyacınız yok. Hayatın her alanı, okul, ev, sokak, bahçe; bilimin kendisidir.” Çocuklar yaşları itibariyle keşfetmeye çok açıklar. Bazen ebeveynleri bunaltacak seviyede sorular sorarlar. Çünkü dünyayı anlamlandırmaya çalışmaktalar. Ailelerin, çocukların bu keşfetme duygularını örselemek yerine geliştirmeye çalışmasının en önemli sorumlulukları olduğunu düşünüyoruz. Anaokulu seviyesinde bir çocuğun deney yapamayacağı önyargısını yıllarca yıkmaya çalıştık. Aile – çocuk etkinliklerinde çocukların ne kadar meraklı olduklarını gören ailelerin, bu anlamda nasıl motive olduklarını da yakından gözlemleyen kişileriz.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, keşfeden çocuklar daha özgüvenli ve mutlu oluyor. Yetişkinler olarak bizim yapabileceğimiz en önemli şey, onların keşfetme arzularını örselemek yerine pekiştirmek için yol ve yöntemler geliştirmekten geçiyor.

sağlık çalışanları

Okullarda alınan eğitimlerde uygulamalı öğrenmeye fırsat bulamamış biz büyüklere, hayatın deney ortamında uygulama yapabilmemizi sağlamak için önerileriniz nelerdir? Hala keşfetmek için geç değil ne de olsa…

Sloganımızda ifade ettiğimiz gibi biz Her Yaşta Bilim’in eğlenceli olduğunu savunuyoruz. Bu alanda bir uzmanlık alanımız, işimiz olmasına gerek yok. Merak duygumuz çocukluğumuzdan gelen en önemli özelliklerimizden bir tanesi. Etkinlik alanlarımızdan bir tanesi de aslında yetişkinlere yönelik. Firmaların kendi bünyesinde gerçekleştirmiş oldukları etkinliklerde yer alabiliyoruz. Büyük sahnelerde çocuk etkinlikleri kapsamında yapmış olduğumuz gösterileri, yetişkinlerin ne kadar merakla izlediklerini sahneden görebiliyoruz. Ekip olarak bizim en mutlu anlarımız yeni bir deney üzerine çalışırken oluyor. Tüm keşfetme duygumuzla deneyi anlamaya, uygulamaya ve sunmaya hazır hale getirmeye çalışıyoruz. Yani, yetişkin bireyler olarak biz bu etkinlikleri yaparken öncelikle kendimiz keşfediyor ve eğleniyoruz. En önemli dileklerimizden bir tanesi de tamamen yetişkinlere yönelik geliştirdiğimiz bilim gösterileri gerçekleştirmek. Yetişkinlere son sözümüz, evet sizin için de ‘Bilim Eğlencelidir!’

Toplumsal cinsiyet kalıplarıyla yetişen kız çocuklarımızda mekanik işlerle ve bilimsel faaliyetlerle tanışma yaşı gecikiyor. Bu nedenle bu alanlara yönelimler de erkek çocuklara göre gözle görülür şekilde zayıf kalıyor. Siz çocuklarla çalışırken bu dengeyi sağlamak için neler yapıyorsunuz? Çocuklarda ilgi ve merak açısından cinsiyet farkları gözlüyor musunuz?

Toplumsal cinsiyet kalıplarının yetişkinlerle alakalı olduğunu düşünüyoruz. Çocuklarda böyle bir algı söz konusu değil. Her çocuk aynı keşif duygusuyla var oluyor. Niçin sorusunu erkek ya da kız çocukları fark etmeksizin, çocukların hepsinde bulabiliyoruz. Deney yaparken erkek ya da kız çocuklarının aynı doğrultuda merak ve heyecan duyduğunu gözlemliyoruz. Tam olarak bizim çabamız da bunu korumalarını sağlamaya yönelik adımlar atmak. Tabii çocukların yetişmesinde ailelerin ve toplumun etkisi çok büyük. Bu kalıplara maruz kalan çocukların kendilerinde belli önyargılar oluşabiliyor. Biz etkinliklerimizde sadece kız ya da erkek çocuklar anlamında değil, her türlü engel grubuna dahil, dezavantajlı durumda olan tüm çocukların aynı motivasyona sahip olmasını desteklemeye çalışıyoruz. Bu yüzden burada deney yapılmaz denen her alana girmeye çalışıyor, etkinliklerimizi oralarda görünür hale getirmeye çalışıyoruz. Gecekondu mahallerinde atölyeler kuruyor, tarlada çalıştırılan çocuklara çalıştıkları yerlerde deneyler yapıyor, işitme engelliler festivalinde yer alıyor, otizmli çocuklarla, hastanede tedavi gören çocuklarla bir araya geliyoruz.

Başta da ifade ettiğim gibi, önyargılar yetişkinlerin dünyasına ait bir konu. Bizim işimiz çocuklarla. Onların önyargıları nereden beslenirse beslensin, biz onlara aynı eşitlikte davranmaya ve etkinliklerimizi bu anlamda şekillendirmeye çalışıyoruz.

sağlık çalışanları

Günümüzde kadınların bilimsel çalışmalara katılımına ve bu çalışmalarda öncü görevler aldıklarına sıklıkla şahit oluyoruz, bu durumdan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz. Sizlerin kadın bilim öncülerine dikkat çektiğiniz #bilimeyönverenkadınlar serinizi de keyifle takip ediyoruz. Geleceğin bilim insanlarını yetiştirirken bu konu üzerine nasıl çalışmalar yapılabilir?

#bilimeyönverenkadınlar serisi bizim çok değer verdiğimiz çalışma. Dünya genelinde bilime katkı sağlamış ve sağlamaya devam eden kadınların görünür olmaları, daha yakından tanınması gerektiğine inanıyoruz. Bu seriyi başlatırken de amacımız, bizim takipçilerimize bilim insanlarını daha yakından tanıtmak oldu. Özellikle son yıllarda dünya bilim literatürüne, bu topraklarda yetişmiş bilim insanları büyük katkı sağladılar.

Çocuklar özelinde baktığımızda, çocukların kendilerine idol olarak aldıkları insanların varlığı çok önemlidir. Hepimizin çocukluğumuzda idol olarak aldığı, ilgi duyduğu, onun gibi olmak istediğimiz insanlar olmuştur. Bu anlamda, bu kadar başarılı çalışmalar yapan, bilimsel çalışmalarda öncü bir rol üstlenen kişilerin daha çok görünür olması gerekmekte. Çocukların kendilerine idol olarak alabilecekleri önemli bilim insanlarının tanıtılabilmesi adına kendimize düşen görevi yerine getirmeye çalışıyoruz.

sağlık çalışanları

Bizim çabamızın yanında, kurum ve kuruluşların buna yönelik çalışmalar yapmasını, dünya genelinde bilime yön veren kadın ve erkeklerin neler yapabildiklerini ve bizim gibi bu topraklarda büyüdüklerini anlatabilmek gerekiyor.

Yıllardır bilim atölyeleri ve bilim gösterileri yapmamızın temelinde ise; bu merak duygusunu perçinleyerek çocukların da aynı o bilim insanları gibi dünyaya ve insanlığa büyük katkılar sağlayabilecek kişilerden olmalarına ufak da olsa bir katkı sağlayabilme isteği yatıyor.  

“Askıda Bilim” projesini gönüllülerin katkılarıyla sürdürdüğünüzü biliyoruz. Gönüllülere nasıl ulaşıyorsunuz ve size ulaşmak isteyen, katkı sağlamayı düşünen bilim severler nasıl bir yol izlemeli?

“Askıda Bilim” projesi tamamen gönüllü yürüttüğümüz bir proje. Halihazırda sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiren kurumlar, dernekler bizimle iletişime geçiyorlar. Etkinliklerin gerçekleştirilmesi için gerekli organizasyon ve malzeme giderlerimiz söz konusu oluyor. Bu anlamda ne kadar destek alabilirsek, o kadar çocuğa ulaşabiliyoruz. Projeye her anlamda destek olmak isteyen kişiler internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımızdan bizlere ulaşarak destek verebilirler. Malzeme tedariği, organizasyonel giderler, organizasyonun gerçekleşmesi için yardımcı desteği gibi birçok alanda destekte bulunabilirler. Destek bulmanın bizim açımızdan önemi, yaptığımız çalışmaları genelleştirmek ve Türkiye’nin birçok noktasında bilime karşı ilgi duyan çocuklara ulaşmamızı sağlamak olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Eğitimde feda edilecek fert yoktur.” cümlesi, projemizin en önemli noktasıdır. Bu anlamda biz de; desteklerle birlikte her türlü dezavantaj yaşayan çocuğa ulaşarak, onların da insanlığa büyük katkılar sağlayabileceklerini anlatmak için çaba göstermeye devam edeceğiz. Tabii ki bunu eğlenerek ve eğlendirerek yapacağız.

Bu keyifli söyleşi için teşekkür ederiz. Geleceğin bilim insanlarını yetiştirmekte açtığınız bu yol aydınlık olsun, öğrenme ve öğretme heyecanınız hiç bitmesin.

 

DR. İREMCAN ŞAHİN/ MEDİKRİTİK.COM EDİTÖRÜ

Etiketler
YesToScience
Her Yerde ve Her Yaşta Bilim