Aşı olmadığı için ölen birini gördünüz mü?

Aşı karşıtlığı gibi bilime aykırı görüşlere itiraz ettiğimizde,
çoğu zaman konuyu bilmeyen kişilerin deneyimlerini dinlemek ve düzeltmek
zorunda kalırız. Örneğin Ahmet aşı olmamıştır ama başına da bir şey
gelmemiştir. Olabilir, itirazımız yok. Ancak kişisel deneyimden bir genelleme
ya da tıbbi bir görüş çıkarılması bilimsel değildir. Örneğin herhangi bir kişi
aspirin kullanımı nedeniyle mide kanaması geçirmiştir, bu kişinin deneyimini
genelleyip aspirin kullanımını yasaklarsak, toplumdaki senelik kalp damar
hastalıkları ve beyin damar hastalıkları sayısını iki-üç katına
yükseltiriz.  

Buradaki sorun hem bu kişilerin bilimsel yönteme aşina olmaması, hem de tıbbi sahada bulunmadıklarından deneyim kapasitelerinin oldukça düşük olmasıdır. Madem istatistiklere de güvenilmiyor artık, o halde ben bir hekim olarak aşılar konusundaki kişisel deneyimimi aktarmak isterim.

BİR

Asistanlığımın ikinci senesinde büyük bir devlet hastanesinin Çocuk Nörolojisi kliniğinde dört ay rotasyon yapmıştım. Burada yirmiden fazla SSPE vakası gördüm. SSPE, Kızamık geçiren çocuklarda, 3-6 yıl sonra başlayan bir yavaş virüs enfeksiyonudur ve merkezi sinir sistemini tutar. Dikkat kaybı, öğrenme güçlüğü ve vücutta sıçramalarla başlar. Tedavisi yoktur ve kesinlikle ölümle sonuçlanır. Benim gördüğüm vakaların tümü, Türkiye’nin çeşitli ilçelerinden gelmeydi ve aşısız olup kızamık geçirmiş çocuklardı. İlkokula giden, ailesi ve arkadaşlarının arasında neşeyle dolu çocuklar, birkaç ay içinde hastalanmış, okulundan, arkadaşlarından kopmuş, sonra bitmek bilmeyen doktor muayeneleri ve hastane süreçlerine girmiş; nihayetinde tümü hayatını kaybetmişti.

İKİ

Rotasyon bitti, kendi kliniğime döndüm. 6-7 ay sonra yirmili yaşlarda, üniversite öğrencisi, son zamanlarda entelektüel kapasitesi gerileyen ve vücutta sıçramaları olan bir hasta yatırdık. Tetkikler, görüntüleme yöntemleri derken o da SSPE çıktı, 4 yaşında kızamık geçirmiş, SSPE ortaya çıkmak için 15 yıldan fazla beklemiş. O da öldü.

ÜÇ

Yine yoğun bakıma, otuzlu yaşlarında şuuru kapalı bir hasta yatırmıştık gece. Yakınlarıyla konuştuk, MR ve EEG çektik, kanlarını aldık, nihayet belden su da aldık incelettik. Tetkikler neticesinde kuduz çıktı. Köpek ısırmış ama aşı olmamış. O da öldü.

DÖRT

Otuzlu yaşlarında bir başka hasta akşamüstü acile sol kolda sıçrama şikayetiyle gelmişti. 5-6 yaşında bir oğlu olan genç bir baba. Oğlu suçiçeği geçirmiş. Oğluna suçiçeği aşısı yaptırmamış, ne de olsa kendisi de küçükken aşı olmamış, bir şey olmazmış. Talihsizlik şu ki, kendisi küçükken suçiçeği geçirmemiş. Adam suçiçeği ensefaliti olmuştu, bir hafta içinde şuuru kapandı, tüm bedensel fonksiyonları geriledi. O da öldü. 

BEŞ

Bu vakadan sonra aklıma unuttuğum bir şey gelmişti. Tıp
Fakültesi son sınıf öğrencisiyken, çocukluğunda aşılanmamış ama suçiçeği de
geçirmemiş bir Pediatri asistanı, küçük bir çocuktan suçiçeği kapmış ve
suçiçeği pnömonisi olmuştu. O da ölmüştü.

Bunları şunun için yazıyorum. Örneğin kızamık için ideal durum toplumda hiç kimsenin hastalığı geçirmemesidir, suçiçeğinde ise herkesin hastalığı çocukluk çağında geçirmesidir. Bu ideal mümkün olmadığı ölçüde aşılama zorunludur. Suçiçeği geçirmedim, aşı da olmadım, hiçbir şey olmadı diyen kişinin bu deneyimi, yani hayatta kalma şansı, etrafındaki suçiçeği aşılı bireyler sayesinde mümkün olur. Ama o kişi bunun farkında değildir. Bu sebeple kişisel deneyimlerin, özellikle de sağlık çalışanı olmayanların deneyimlerinin hiçbir önemi yoktur. 15 senelik hekimlik hayatımın ilk beş senesinde, hem de toplumda aşılama oranı oldukça yüksekken, aşı karşıtlığı modası henüz yokken benim deneyimlediğim durumlar bunlar işte. Bilim düşmanlığı modası yükseldikçe, sanırım ileride buna benzer vakaları çok daha fazla dinleyeceksiniz.   

Konuyu kapitalizme bağlamak isteyenler için de, şu an dünya genelinde kullanılan çocuk felci aşısını SSCB’nin geliştirdiğini, aşılama oranı en yüksek ülkenin ise Küba olduğunu hatırlatmak isterim. Kapitalizm bir sorundur, ama tek sorun değildir. Bilim düşmanlığı da en az onun kadar önemli bir sorundur. Son olarak, alternatif tıp piyasasını hangi ülkelerin kontrol ettiğini araştırırsanız, aşıya karşı olmakla antiemperyalist olunamayacağını anlarsınız.

Şimdi tekrar soruyorum:

Aşı olmadığı için ölen birini gördünüz mü?

Ben gördüm...


Bu fotoğraf 1892'de Leicester'de çekildi. Çocuklardan biri çiçek aşısı oldu, diğeri olmadı. Edward Jenner'ın 1801'de çiçek aşısını bulması sayesinde 1980 yılında ilk defa bir hastalığı yeryüzünden sildik.

Bülent Boz

Nöroloji Uzmanı